” Düzlemler Ülkesi “

Bu kitabı bir kare yazmış. Evet, yanlış görmediniz, bir kare. Yani, dört kenarı birbiriyle eşit, kapalı düzlem. Peki, Kare bu kitapta ne anlatmış? Ne anlatacak, bütün yazarların anlattığını; kendi hayatını, ülkesini, ülkesindeki kadınları, yöneticileri. Yazarın Kare olduğu bir dünyanın sakinleri, yöneticileri, rahipleri, işçileri, suçluları ve kadınları nasıl olabilir? Elbette ki üçgenler, daireler, beşgenler, dikdörtgenler, doğrular vs.

Evet, pek çok yönüyle üç boyutlu dünyamızın bir ironisi olan Düzlemler Ülkesi’ne hoş geldiniz!

Düzlemler Ülkesi (orjinal adı FLAT LAND ve daha önce Ayraç’tan çıkmıştı) 1884 yılında ilk yayımlandığında kitabın yazarı gerçekten de “Bir Kare” olarak geçiyordu. Edwin A. Abbott, belki de filoloji ve teoloji alanındaki ciddi çalışmalarının saygınlığını gölgeleyeceği kaygısıyla takma isim kullanmıştı. Ne büyük hata! Yayımlandığı günden beri birçok dile çevrilen, defalarca baskısı yapılan ve “popüler bilim” klasikleri arasında haklı yerini alan kitap, o günden bugüne yazarlara, bilim insanlarına ilham verdi ve yüz yirmi yıldır hiç eskimedi.

Düzlemler Ülkesi gençlere matematik ve geometriyle eğlenceli bir tanışma fırsatı sunuyor. Ama bu sadece kitabın bir boyutu. Diğer boyutunda ise toplumun sosyal, ahlaki ve dini değerlerine karşı zekice yazılmış eğlenceli bir hiciv var karşımızda. Geometrik bir roman(s) olarak, türünün tek örneği…”
Düzlemler Ülkesi, Edwin [w:Abbott Abbott], Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları..
 

Öğretmenim !

Posted On Ocak 3, 2007

Filed under Öğretmen, Başarı, Gelişim, Okul

Comments Dropped leave a response

 

öğretmenim!!!

 

Seven, öğreten, hata yapsak da bizi affeden, kinlenmeyen; zaman zaman çok öfkelendirdiğimizde dayanamayıp bağıran ama asla vurmayan, tehdit etmeyen, aşağılamayan, bu nedenle de büyüklüğünü hep koruyan; büyüdüğümüzde anılarımızda bu çok güzel özellikleriyle yer tutan biricik öğretmenim.

         Ben haylazım. Ben haylazım, yaramazım, ama öğrenmeye açığım. Bana öğretme yöntemin farklı olmalı. Beni sevdiğini, bana değer verdiğini sezmeliyim. Beni yaramaz diye itelersen ve ona göre davranırsan, gerçekten işe yaramam. En değerli, en büyük öğretmenim beni böyle görüyorsa ” ben demek ki buyum” diyerek kabullenir, zaten benim için kolay ve zevkli olan haylazlıklarıma devam ederim.

Çok duygusalım. Lütfen beni anla. Aslında çok duygusalım. Çabuk incinirim. Ama siz büyükler gibi bunu gösteremem. Beni aşağıladığınızda belki bön bön yüzünüze bakar, susarım. Bazen savunmaya geçer size küstahça gelen bir iki şey söylerim. Ve daha da kızdırırım sizi, ama emin olun art niyetsiz, önceden tasarlanmadan; zaten bunun için değil midir, kinci olmamanız gerektiği…

Kıpır – kıpırım. Ben dikkatsizim, dalgınım, kıpır kıpırım. Siz ders anlatmak için uğraşırken ben etrafıma bakar, silgiyle oynar, başka dünyalara dalar giderim. Bazen hiç yerimde duramaz, hareket etmek isterim. Beni uyarın, bu benim elimde olan bir şey değil. Beni diğer çocuklarla kıyaslamayın, belki de benim beynimde bir şey fazla veya eksiktir, kim bilir. Beni iyi yetiştirirseniz büyüyünce doktor olup bunu araştıracağım. Söz veriyorum.

Çalışkanım, başarılıyım. Ben söz dinleyen, çalışkan, başarılı bir öğrenciyim. Öğretmenim en çok beni sever. En iyi notları benden bekler. Ben de bunun için elimden geleni yaparım. Ama çok zorlanıyorum. Geçen yıl birinci oldum diye bu sene de birinciliği kaptırmamak için çok çalışıyorum. Matematikten özel dersler alıyorum arkadaşlarımdan gizli. Yine birinci olmalıyım. Ama çok zor. Benden büyüklerim ve öğretmenlerim çok şey bekliyor. Artık oyun oynamak, TV seyretmek, arkadaşlarımla olmak istiyorum. Çok zaman kaybı. Öğretmenim lütfen beni uyarın, çocukluğumu yaşayamıyorum.

            İçime kapalıyım. Ben hep ortacıyım öğretmenim. Çok sessizim, içime kapalıyım. Pek arkadaşım da yok zaten. Çok sıkılıyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Konuşunca yanlış bir şey söylemekten çekiniyorum. Öğretmenim; beni, istemesem de sosyal faaliyetlere sokun, nasıl olsa sessiz ve ortalama bir öğrenci deyip benden ilginizi esirgerseniz, ben büyüdüğümde nasıl toplum içine karışırım?  
Sevgiler”……..”

A new way to multiply

Glumbert‘de “A new way to multiply” diye bir videoya rastladım. Nette de bir iki haftadır bayağı ilgi gören bir video. Aslında yeni bir yöntem falan değil, yine bildiğimiz çarpma ama basit bir “eye-hack” de diyebiliriz buna.

Yukarıdan da görebileceğiniz gibi, her rakamı çizgilerle ifade ediyoruz (3 rakamı için 3 çizgi). İki sayıyı birbiriyle çarptığımız noktalar zaten çizgileri kesiştirdiğimiz noktalar olduğundan, klasik çarpma işlemini gerçekleştiriyoruz aslında. Ama bunu, “çizgilerin üzerindeki noktaları sayma” eylemine indirgediğiniz zaman ilginç bir yöntem gibi geliyor.

Metot büyük sayılar için oldukça elverişsiz fakat küçük sayılarda işe yarıyor. Bir de biraz üzerinde uğraşılsa Napier’in Kemikleri‘nin yandan yemişi olacak gibi geldi bana🙂

Çok meraklandırdım; videoyu buradan izleyebilirsiniz.

Ünlü Matematikçiler

Posted On Aralık 26, 2006

Filed under Faydalı, Matematik, Teorem

Comments Dropped 146 responses

“Bir Taşla İki Kuş Vurmak”

Posted On Aralık 26, 2006

Filed under Başarı, Beyin, Dikkat, Eğlence, Faydalı

Comments Dropped 2 responses

img513/5716/birtalaikiku7lbtv6.jpg

  Yukarıdaki üçgenin içerisinde ne yazıyor?

Eğer siz de bu yazıyı “bir taşla iki kuş vurmak” şeklinde okuduysanız beyninizin sağ bölümü sol bölümünün yanında pasif kalıyor demektir.
Oysa yukarıda “bir taşla iki kuş kuş vurmak” yazıyor. Kalıplaşmış bilgiler beyninizin sol bölümünü harakete geçiriyor. Dikkat, yanılsamaya itiliyorsunuz.

” Tamsayılar Kabilesi “

Posted On Aralık 21, 2006

Filed under Çarpma, Eğlence, Faydalı, Matematik, Okul, Sayılar

Comments Dropped 570 responses

Günün birinde Kafkas dağlarının ardında bir kabile yaşarmış .Bu kabilenin adı tam sayılar kabilesiymiş.Bu kabile iki kola ayrılırmış.Bunlardan biri NEGATATİF tam sayılar olup bu tam sayılar diğer kabilelere hep öfke aşılarmış.Fakat tam sayıların diğer kolu olan POZİTİF tam sayılar la yaptıkları her savaşta yenilirlermiş, çünkü pozitif tam sayılar hep mutluluk aşıladıkları için öfkeye hiç yenilmezlermiş.Bir de ‘0’ sayısı varmış.Bu kendi halinde ,kimseye yararı ve zararı olmayan , etliye sütlüye karışmayan birisiymiş.Ama sinirlendiğinde çok kötü çarparmış.Bu yüzden kimse ononla çatışmayı göze alamazmış.Zamanla tam sayılar arasındaki ayrılık alevlenmiş ve pozitif tam sayılar arasından bir grup ayrılıp ,kendilerine DOĞAL sayılar diyerek başka bir kabile kurmuş.Bu grup ‘0’ da yanlarına almış ve negatif tam sayılardan uzakta bir mekana çadır kurmuşlar.Uzun zaman sonra negatif tam sayılar ne kadar büyük bir hata yaptıklarını anlamışlar ama nafile… Aralarından en yaşlı ve bilge olanlarını seçip bir komite kurmuşlar ve doğal sayılarla anlaşma imzalamak için göndermişler.Uzun uğraşlar sonucunda antlaşma imzalanmış.Buna göre; negatif tam sayılar ve doğal sayılar beraberce yaşayacaklar ama doğal sayılar ( sıfır hariç) eskisi gibi pozitif tam sayı olarak anılacak ve hep beraber aynı yerde yaşayacaklardır.Hemen işe koyulmuşlar ve sayı doğrusu denen yeni evlerini yapmaya başlamışlar.Evlerinin yerini belirlemeye gelince ne yapcaklarını şaşırmışlar , herkes en güzel yeri isterken sıfır Araya girmiş ve ‘ benim solumda negatif tam sayılar sağımda da pozitif tam sayılar oturacak ben tam ortada olacağım.’ Herkes bu kararı çok sevmiş ve kabul etmiş. O günden bugüne hiç kavga etmeden yaşaya gelmişler😀

Okulda Başarıyı Yakalamanın Sırları

Posted On Aralık 21, 2006

Filed under Başarı, Faydalı, Matematik, Okul

Comments Dropped leave a response

Bir süre öncesine kadar sadece birer “Üniversite öğrencisi adayı” olan, fakat zor bir imtihanın ardından “Üniversiteli” olmaya hak kazanan gençler, okuldan içeri adımlarını attıkları an daha bir çok sınavdan geçeceklerini ve üniversiteyi bitirmenin de en az kazanmak kadar zor olacağını anlamışlardır…

Çiçeği burnunda üniversitelilerin kendilerini geliştirebilmeleri ve binbir güçlükle kazandıkları üniversiteyi bitirebilmeleri için neler yapmaları gerekir dersiniz?

Kimler başarılı oluyor?
· İtiraz etmeyi ve itiraz etmekle başkaldırıyı ayırt etmeyi bilen
· Yaşadıklarından ders alarak teorik ve pratiği harmanlayabilen
· Olaylara geniş açıdan bakarken empati sağlayabilen
· Kendine güvenen ve hayata iyi hazırlanabilen
· Kendini geliştirmeye hevesli olan
· Ders dışında da okuyan, kültürlü
· Hedefleri olan ve onları gerçekleştirmek için çabalayan
· Okuluna değer veren ve aktivitelere katılan
· Hocalarıyla ders dışında da fikir alışverişinde bulunan
· İdeolojisini kendine saklayan, fikirlere açık olan
· Güveni aptal cesaretiyle karıştırmayan
· Gündemi takip eden, olaylara farklı yorum getirebilen
· Yeri geldiğinde akıntının tersine gidebilen
· Not tutmanın önemini bilen; fotokopilerle değil, kendi notlarıyla çalışan
· İnsanlarla iyi iletişim kurabilen.
· Verilenlerle yetinmeyip sürekli bilgiyi arayan
· Doğru ile yanlış bilgiyi ayırt eden
· Sosyal yönü güçlü olan, araştırmayı seven
· Bilgisayar kullanabilen,yeniliğe açık
· Yabancı dil bilen, üniversite kütüphanesini kullanan!
· Kantin sohbetlerine değil, derse girmek için okula giden öğrencilerin daha kolay başarıyı yakaladıkları saptanmış….

Kimler başarısız oluyor?
· Günlük çalışma planı yapmadan güne başlayan,
· Derste not almak yerine akılda tutmaya çalışan,
· Zor ve acil işler yerine, kolay ve önemsiz işlerle ilgilenen,
· Son gece koca bir kitabı ezberleyebileceğine inanan,
· Dağınık ve düzensiz bir ortamda çalışan,
· Ödevlerini yaparken ayrıntılara gereğinden fazla takılan,
· Sorunları çözümlemeyi erteleyen,
· Dersleri keyif için sık sık eken,
· Arkadaşlarının eğlence planlarına “Hayır!” demeyi başaramayan,
· Bir işin başlangıç ve bitiş tarihlerini, saatlerini saptayamayan, öğrencilerin başı da genelde karne zamanı ciddi bir biçimde dertte oluyor!

Başarıyı yakalamak için…
Yalnızca okulda değil, iş hayatında da başarılı olmanız için sahip olmanız gereken en önemli meziyet yaratıcılık. Uzmanlar yaratıcılığın doğuştan kişide bulunan bir özellik olmadığını, sonradan öğrenilebileceğini söylüyorlar. Yaratıcılık aslında bir düşün-ce biçimi, tek farkı; “farklı” olması!

Peki, yaratıcılığınızı nasıl geliştirirsiniz?
· Çevrenizdekilerle iletişim kurun: Değerlerinizi herkesle paylaşın. Sorunlarla karşı karşıya geldiğinizde başkalarıyla paylaşın. Çevrenizdekilerin benzer sorunlara tepkisini gözlemleyin.
· Beyin fırtınası yapın: Çok okuyun, çok izleyin. Aynı soruya, başka başka değer yargıları ve kültürlerin vereceği yanıtları bulmaya çalışın. Ders çalışırken bir gününüzü arkadaşlarla yapacağınız tartışmalara ayırın; aynı konu üzerinde birbirinizin fikirlerini alın…
· Fikir ve sorularınızı mutlaka not edin: Fikirler ve sorular bir anda insanın aklına gelir, daha sonra uçup giderler; siz hiç yatağından kalkıp şiir yazan şairler olduğunu duymadınız mı!
· Enerjinizi artırın: Spor yapın, esprili ve neşeli olun. Sorun ne kadar ciddi olursa olsun, alaya almaya çalışın.
· Bulunduğunuz ortamı rahatlatın: Bir fikir üretmek istediğiniz zaman notlardan, afişlerden hatta size konuyla ilgili çağırışım yapabilecek olan resimlerden yararlanın. Uyarıcı müzikler dinleyin.
· Beyninize ve vücudunuza iyi bakın: Sigara, uyuşturucu ve içkinin sinir sisteminiz üzerinde olumsuz etkileri olacağını unutmayın…

Yaratıcılığın 10 düşmanı
· Olayları dar bir sınıra hapsetmek.
· Çabuk yargılama ve sonuca gitme eğilimi, belirsizliğe tahammül edememek.
· Aşırı baskı ile öz disiplini birbirine karıştırmak.
· Aşırı ciddiyet. Hayal gücü, mizah, oyun ya da hobileri küçümsemek.
· Bilimsellik adına sezgiyi küçümsemek.
· Özgüven eksikliği, farklılığı göze alamama, sosyal uyum kaygıları ve korku.
· Tek taraflı uzmanlaşma, iş ya da yaşam biçimi.
· Olayları, kavramları zihinde canlandıramama, dilin yanlış kullanımı.
· Farklılığa tahammül edemeyen bir aile ya da iş ortamı, sosyal ortam.

Matematik Yalan Söylemez

Posted On Aralık 9, 2006

Filed under Eğlence, Komik, Matematik

Comments Dropped one response

Önce Hangi harf kaç ediyor bi bakalım :
 A = 1  B = 2  C = 3  Ç = 4  D = 5  E = 6  F = 7  G = 8  Ğ = 9  H = 10  I = 11  İ = 12  J = 13  K = 14  L = 15  M = 16  N = 17  O = 18  Ö = 19  P = 20  R = 21 
S = 22  Ş = 23  T = 24  U = 25  Ü = 26  V= 27  Y = 28  Z = 29
  ————————
 Z =29
 E = 6
 K =14
 A = 1
 
  BAŞARI = 50%
 ————————
 Ç = 4
 A = 1
 L =15
 I =11
 Ş =23
 M =26
 A = 1
 K =14
 
  BAŞARI = 85%
 ————————-
  D = 5
 E = 6
 N =17
 E = 6
 Y =28
 İ =12
 M =16
 
 BAŞARI = 90%
 ————————-
 Y =28
 A = 1
 L =15
 A = 1
 K =14
 A = 1
 L =15
 I =11
 K =14
 
  BAŞARI = 100%
  ————————
 T =24
 O =18
 R =21
 P =20
 İ =12
 L =15
 
  BAŞARI = 110%
başka bişey demiyorum😀

Matematikçilerin Araba Arkası Yazıları

-Pi yi 3 alacaksan güzelim, ben seni böyle de severim-Hatalıysam hesap et: 2x-2y=21 / x+y=5 / x=? y=?

-3 bilinmeyenli denklem çözerim, geçme beni çok pis ezerim

-Küsüratım bile olamazsın

-Gülü soluncaya, seni lim_(x -> 0^+) 1/x e kadar seveceğim

-En son sollayanı çarpanlarına ayırdım

-Sağlama bizim işimiz, sen soldan geç

-O şimdi iki bilinmeyenli denklem

-Hızlıysam , limitini bul !

-Pisagor sağolsun

-Birden gelip, sonsuza giderim

-Bir bilinmeyenli denkleme kadar yolum var

Kaprekar Sayıları

Kaprekar sayıları , 1949 yılında Hintli matematikçi Kaprekar tarafından tariflenen sayılardır.n basamaklı bir t Kaprekar sayısının karesi alınıp sağdaki n basamağı solda kalan n-1 basamağa eklendiğinde sonuç yine t sayısını verir.

Örnek:

55 , iki basamaklı bir sayıdır.

55²=3025,sağdan iki basamak 25 , soldan iki basamak 30.
Bu iki sayının toplamı 30+25=55 yani sayının kendisidir.

1, 9, 45, 55, 99, 297, 703, 999, 2223, 2728, 4879 sayıları da diğer bazı Kaprekar sayılarıdır.

Sonraki Sayfa »